ya sebep!

Sizlere kıvılcımı takdim ediyorum. Çok özlediğim, insan, at, köpek karışımı arkadaşım. İkarus'a benzese de, o bir Endülüs Aslanı.
Doydum. Dünyanın güzelliklerine doydum artık. Gerçi geride bıraktıklarımı özlüyorum, bu birşeylerin iyi gitmediği anlamına gelir. Dünyanın ve insanın güngeçtikçe daha da katlanılmazlaşan hali midir sebep yoksa ben miyim? İnsan bu soruya 'benim' cevabı verdiğinde yaşlanmış demektir.


Bazen kelimenin tam anlamıyla, (bazense karikatür olarak) savaşarak geçen 15 yıldan sonra, ben de 'benim' diyorum artık sevgili yoldaşlar ya da eski yoldaşlar. Marks'ın bir sözü gerçekten şiir değerinde. Tarih tekerrür etmez diyor. Etse de, birincisinde trajedi, ikincisinde komedi olarak. Bir zamanlar kendini gerçek bir savaşın içinde görmüş olmanın rahatlığıyla konuşuyorum. Ama aynı savaşın, her tekrarında biraz daha komediye dönüştüğünü görerek.


Belki insan, dünyanın dönüşümüne paralel dönüşüyor. Belki ezelden beridir aynı kalan birşey, bundan hala emin değilim. İyi insan nedir, kötü insan nedir tartışmasının göbeğinde yaşıyorum. İyinin ve kötünün olmadığını öğrenecek kadar yaşadım işte, bundan sonra neyin heyecanını duyabilirim? Adalet için savaşmanın mı? Bu benim için gerçek bir savaşın emarelerini taşımaktan çıktı sevgili yoldaşlar. Marks'ın bir diğer önemli lafı da mutlak özgürlüğün, ancak insanların birbirlerinden kilometrelerce uzakta yaşamalarıyla mümkün olduğu üzerine.