Maskeli balo



Dina Yanniri


Her akşam kolay bir yolunu buluyorum uyumanın.

Oda ve yatak. Benim bir uzantım.

Bana göründü, gördüm parmaklıkların girdiğini pencereden

Rüzgar baskın kokuyor

Giriyorlar mütemadiyen ve her yerden

Damardan zehirle giriyorlar.

‘Gel yavrucuğum! Gel!
Güzel günler seni bekliyor...’

Günlerce bakıyorum gözlerime, kendimi tanımıyorum

Kininliyorum beyin ödemini

-boş. Bomboş.

Zamanın geçmesine ihtiyacın var...

-hayır yok!

Kim söyledi birşeylerin düzeldiğini! Basitçe geçip gittiklerini kim!..

Etken olayım... (derken) tepki veriyorum

Demir atıyorum sulayarak kötümserliğimi

öyle ya da böyle geçiyorum duvarın deliğinden.

Onu atmıyorum ama içimden

Bağırıyorum; ‘hiçbir şey değişmiyor’

Bir anlamı var artık bunun da;

Fovokratia!*


Adım attım kovalamacaya son vermek için

Dayanışması bayağılıklar birliğinin. Sınırları çizilmiş hareketin.

Biz ve sistem. Devleti belirleyen, sonsuzca sürdüren, üyelerine tecavüz eden ve köpeklerce korunan toplumda, beyni prangaya vuran, vaziyeti sağlamlaştıran... bizim anlaşmalarımız aynı zamanda!

Biz ve ötekiler... ötekiler ne büyüdür ama bizi tanımlayan.

Şekil veriyoruz çizgilerin şekillerine

Festivallerimizin fotoğraflarında.

Bana göründü, gördüm gittiğini rüyaların pencereden

Ben de beraber.

Bir yolcu-bavul.

Bir şehir ihtiyacıyla. O şehre dönüşümün şehveti için.

Cazibesiyle sözde vazgeçişlerin.


Bakıyorum bu yüze saatlerce, neden ama!

A! Evet, çünkü konuşuyor. Neden bahsediyorsunuz siz yahu! Nerdeyim ben!

A! Aferin. Toplantıda. Aferin bana, toplantı...

Her sabah iyi bir bahane buluyorum devam etmek için...

*fovokratia: korkuya dayalı iktidar, korkunun iktidarı